..
- kitaplailgilibirse

- Jan 11, 2021
- 3 min read
Updated: Jan 12, 2021
Her sabaha ‘bugün güzel bir gün olacak’ düşüncesiyle açıyorum gözlerimi. Her geçen gün umudum biraz daha azala azala… Bu aralar hayat bana karşı duruyor gibi. Ne istesem ne hayal etsem o anda tuzla buz oluyor. İyi niyetimi de kaybettiriyor bu durum bana. Çevremdekilere, aileme en çok da kendime zararımı hissediyorum. Ama zarar verdiğinin farkında olmak, o şeyi yapmama engel olmuyor. Kendime çok kızıyorum ama kızgınlığım da hemen geçiyor. Kendimi affetme konusunda iyiyim sanki. Ne kadar kötü bir şey yapmış olsam da kendime sürekli ‘canın sağ olsun’ diyorum. Belki de bunu duymaya olan hasretimden; ‘canın sağ olsun’… İhtimal vermesem de bekliyorum çoğu şeyi. Elimden geleni yapmaya çalışıyorum ama her zaman eksikmişim gibi hissediyorum. Karşıma çıkan engelleri nasıl aşacağımı düşünürken yetersiz hissediyorum. Duygularımın yoğunluğundan mantığım sürekli bir köşede ezilmiş kalıyor. Asla mantığımın gösterdiği yolda yürümeyi tercih etmiyorum. Bu durum bana iyi gelmiş gibi görünse de her zaman olaylar hüsranla sonuçlanıyor. Duygularımın esiri olduğumu kabul etmek istemiyorum ama her şeyin sonucundaki mutsuzluğum bunu dibine kadar doğruluyor.
Her insanı kendim gibi görme sorunsalım da var üstelik. Herkesin iyiliğimi düşündüğüne inandırmışım kendimi, gel de kurtul bu düşünceden. Kim olursa olsun, karşımdaki gel dedi mi nedenini bile sorgulamadan koşuyorum. Ve bunu yanlış olduğunu bile bile yapıyorum. Herkesi aynı kefeye koyamam tabi ki ama elimi uzattığım kimsenin elini zor zamanımda görmedim. Ben kime gel dediysem o çağırışımı duyduğu anda bir geri adım attı. Düşünmeden, her koşulda yanında olduğum insanlar ben uçsuz bucaksız bir denizde boğulurken üstüme bir bardak daha su döktü. Ama ben onları suçlamadım, kendim suçluydum, bu duruma kendimi ben getirdim nihayetinde. Herkesin yanında olmayı ama kendi sorunlarımın üstesinden tek başıma gelmeyi ben tercih ettim. Bu mükemmel fırsatı onlara ben sundum.
Kaç gece çıkmazın ortasında kalıp saatlerce ağladığımı biliyorum. Ben odamın bir köşesinde kendim için göz yaşı dökerken, karşımdakinin derdine çözüm arayan bir insanım. Kendi derdimi bir kenara bırakıp, onun mutluluğunu düşünen bir insan. Ve üstelik bana bir kere bile ‘Sen nasılsın? Her şey yolunda mı?’ diye sormayan bir insan için bu fedakarlığım. Aptallık gibi görünebilir ki çoğu öyle olduğunu düşünüyor, ilk başlarda ben de öyle düşündüm. Ama bir insana iyi geldiğini bilmek o kadar güzel bir duygu ki.. Bir insanı iyileştirmek, yüzünde bir tebessüme sebep olabilmek.. Ben mutlu olmayı değil, mutlu etmeyi tercih ettim. Bazen durup ‘Neden?’ diye soruyorum kendime ama cevabını kendime veremediğim yüzlerce sorudan biri olarak kalıyor bu da.
İnanın hiç kimse tanıdığınız gibi değil. Herkesin içinde dışarı yansıttığı kişiliğinden başka sakladığı bir kişiliği daha var. Kimileri gösteriyor, kimileri saklıyor ikinci benliğini. Öyle bir an geliyor ki, tanıdığınıza emin olduğunuz insanın bir yabancı olduğunu fark ediyorsunuz. Yaşamayan insan için çok büyük bir sorun gibi görünmüyor bu durum, ‘Ne olacak, dönüp arkanı gidersin sen de ‘ diyor bazıları mesela. Sen dönüp arkanı gittiğinde sadece o yabancı kalmıyor arkanda, hayallerin kalıyor, umutların, karşılıklı verilen sözler, kahkahalar, mutlu mutsuz bir sürü anı.. Ve bunları mucizevi bir hafıza kaybı yaşamadığın sürece asla unutamayacağın gerçeği. Her yerde, her koşulda ansızın aklına gelebileceğinin farkındasın çoğu şeyin. İşte bu unutulmayan anılar yüzünden kendi kabuğuna çekilip öylece hayatına yalnız devam eden binlerce insan var. Doğru dostu, doğru aşkı aramaktan vazgeçmiş binlerce insan. Kendilerine gülmeyi yasaklayan, ağlamaktan göz pınarları kurumuş insanlar. Neyin bedelini bile ödediklerini bilmeden, tonlarca ağırlıkta bedel ödeyen insanlar.. Mutluluk asla hak edilecek bir şey değil. Herkes mutlu olmalı, herkes hayatında en az bir kere içten kahkaha atmalı. Zaten mutluluğun tadını bilen insan asla üzülmek istemez, üzmek istemez. Sadece üzülmeyi bilen bir insandan mutlu etmeyi nasıl bekleyebiliriz ki? Kendisinin bilmediği bir duyguyu karşısındakine nasıl hissettirebilir? Sevgi de aynı öyle bir duygu. Sevilmeyi bilmeyen insan sevmeyi de bilmez. Karşımızdaki her kim olursa olsun, hayatımızdaki konumu her ne olursa olsun ona sevildiğini hissettirmeden bizi sevmesini bekleyemeyiz. Tamamen bencillik olur. Ki zaten karşılıklı olmayan her duygu bana göre bencilce bir duygudur.
Comments